PARADOKS YAŞAMLAR

Suna Baykam Blog.

İnsanlar konuşarak ve derin konulara dokunarak birbirleriyle iletişime geçerler. Zamanı geldiği gibi veya istediğimiz gibi kullanabiliriz. Ne kadar paylaşırsak o kadar değerli ve kaliteli konuşmalar türer. Para ile oluşan sohbet ve ikramlar her zaman işe yaramayabilirler. Nedeni yok aslında. Her gelenek bazen bir mecburiyet olmamalı. Kimi zaman spontan fikirler ve anlar zamanda durmalı. Sevgi dile getirilmesi zor bir duygudur çünkü açılımları zordur. Yine de hayatlarınızda sevgiye yer verin, onu besleyin ve geliştirin. Bu bir tohum gibi başlar ve büyüyen bir çiçek gibi bakım ve ilgi ister. İnsanlar ilgiden şımarsa da zamanla alışırlar. Bu bir hediye midir yukardan gelen yoksa bir kader mi? Kimse bilmez. Sonsuz evrende yalnız olamayacağımıza göre yanımızdaki insanların yeri ve önemi bizi şekillendirir. Ben her zaman kültürel ve sosyal açıdan yeni insanlara açık bir duruşum vardır. Kimse durup dururken hayatıma girmek istemiyordur, ya işimin bir uzantısı olan bir yardım kolu gibi ya da doğru yolda ilerlerken sıkıntımı geçirecek neşeli ve pozitif bir dost gibi bakarım. İnsanlar kolay varlıklar değiller, olayları derin görürseniz dünyanızdaki her canlının hikâyesi için bir çaba sarf etmişsinizdir. En azından nefes alışınızdan bellidir ki dil dökmek ve anlaşmak bile belli bir kültür seviyesi gerektirir. Basit olan bellidir ama hayat zorluklarla sizi sınar. Bakalım yapabilecek mi diye en basit çözümü sorar en zor cevabı alır. Takmıyorum diyenlerin sayısı artsa da çağımızın kuşak çatışmalarında yeni nesil epey farklı yetişmekte ve durmuyorlar. Bizim kafamıza zor gelen bir çözüm onların oyuncağı sanki çünkü onlar bizi sınıyorlar. Hayat böyle bir girdap işte. Psikolojik açıdan bakarsak bizler her şeyi zaten yendik ve yüceldik. Tekrar ve tekrar aynı şeyi yapmak çok sıkıcı. İlerleme olması için beyni de kullanmak gerekli. Nasıl ki yorgun bir akşamüstü hafif bir müzik dinleyerek dinleniyorsak. Birlikte hareket etmek illa o kişiyi görmek değil sözlerini kulaklarınızda bir deniz kabuğunun uğultusunda duyar gibi dikkate almak ve peşini bırakmamak. Her türlü karşımıza dünyada gelecek zorlularda öz güvenimizi toparlayacak kadar çok duygu ve düşünce biriktirdik hayatlarımızda. Bence kullanılmayan bilgi yerine oturmuş sayılmaz. Deneyimimiz için gelen her bilginin içinde temiz ve saf fakat etrafı siyahla kuşatılmış bir değer vardır bizlere hediye. Göremesek de inanç yolu böyle kurulur. Hepimiz barış isteriz ve huzur ararız düşüncelerimizde; içimizde yaşadığımız kaos bitmese de beslendiği dünya sonsuzdur. Yetmeyen nedir acaba insana?

Değişik yerlerde değişik hayatlarda bir sürü sevdiğimiz insan barınmakta dünyada. Hepsi veya hiçbiri… Az veya çok… Bugün veya yarın… beklemek veya terk etmek… Neden paradokslar bu kadar doğru? Bence anlara bakarsak yaptığımız işin önem derecesi kalitemizi gösterir. Bu hayat çizgisi ise gelecek yolumuzu. Bilsen de bilmesen de bu sadece önünü görmene, ışığa ilerlemene bağlı kalır. Kesinlikle yaşanacak ise daha güzel sunmak adına daha iyi bir yoldan açıklanması gerekli. Bilmeden başlasan da ilerleyen aşamalarda öğrenir insan. İlkel bir duygu gibi veya ıssız bir orman gibi. Kimi insanlar istediklerini bilerek doğar, kimileri de nedenleri bilerek. Nerden geldiğimizi bilelim ve ona göre davranalım.

Bir cevap yazın