“ŞAİR ŞİİRİNDEN DOĞAR”

Murat TUNCEL   Bana göre yazın türleri içinde en şanslı tür şiirdir. Belkide şiir üzerine söz söylemeyen de, söylenmedik söz de kalmamıştır. Çünkü çekim alanı çok cazip olan şiirin üreticisi şairler de, okuyanlar da, eleştirmen ve araştırmacılar da bu tür üzerine görüşlerini ya yazarak,  ya da söyleyerek dile getirmişlerdir.  Belki benim şu anda yazdıklarımın bir […]

İKİ KUM TANESİNİN AŞKI

Ayşe Baki (Tiza) * Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar. Birbirlerini yanlarında, canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler. Derken bir rüzgar çıkmış kum tanelerinden biri yerinde kalırken diğeri biraz uzağa savrulmuş. Çok uzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini. Sevgileri hiç azalmamış yine sevmeye devam etmişler. […]

Bir Sanat Formu Olarak: MODA

Duygu Şenol* Tasarımcılar ilhamlarını sanattan almaya başladıklarından bu yana moda sanatın bir formu haline dönüştü. Picasso’nun kübizmi, Kahlo’nun canlı renkleri, Mondrian’ın sadeliği giyilebilir bir sanat olarak modayı popülerizm ve süreklilik arasında ince bir çizgide konumlandırdı. Moda ve sanatın birlikteliği sanatı mı popülerleştirmiş modanın ayakları daha mı yere basmaya yoksa yüksek sanat öğeleri toplumun sanatla daha […]

İSTANBUL’UN NÜFUSU DÖRT AYDA NASIL YARIYA İNDİ?

Yücel Feyzioğlu* İmparator Justinian M.S. 527 yılında tahta oturunca zeki, güzel ve girişken karısı Theodora da kolları sıvadı, heyecanla Konstantinopol’u (İstanbul)u yeniden kurmaya giriştiler.  Yollar, tapınaklar, saraylar, tiyatrolar kuruldu. Geniş bahçeler açtırıp, geniş yollara heykeller diktirdiler. Bugün bile dünyanın en büyük tapınaklarından biri olan Ayasofya’yı beş yıl gibi çok kısa sürede onlar yaptırdı. İmparator, 27 […]

Hocam Hughette B. Eyüboğlu

Kevser Kartal  “Anadolunun Geleneksel Sanatlarının Başında; Yazma Sanatı ve Ahşap Baskı Sanatı Gelir.” Hocam Hughette Eyüboğlu ile yollarımızın kesişmesi İskilip’te Bedri Rahmi Eyüboğlu Kalıcı Müzesinin kuruluşu ve ardından Çatalkara  Kültür Sanat Evi ve Yazmalı Konak’ın açılmasına dayanır. Burada kendisinin öğrencisi olarak başlayan bağımız bugüne kadar kopmadan sürdü. Gerek akademik eğitimimi sürdürmemde gerekse kendi atölyemi kurmamda […]

TENCERE DİBİ SIYIRMAK

Hasan Pekmezci Kalabalık bir köy ailesi düşünün ve bu ailenin yemek için bir araya geldiği sofraları.Yemek için sofra örtüsü yere serilip, isli tencere bunun ortasına konduğunda herkesin kendine bir parça yer kapmaya çalıştığı bir beslenme çabası. Kimi zaman tahta kaşıklı, kimi zaman çorbayı bile yufka ile yemeye çalışan. Sofranın bir kenarına tutunup kocaman bir halka […]

“Kabuk Adam” Romanında “Abjeksiyon” Kavramının Peşine Düşmek

Sultan Yavuz* Julia Kristeva’nın “Korkunun Güçleri İğrençlik Üzerine Bir Deneme” adlı kitabında rastladığım ajbect kavramının hem psikolojik hem kültürel hem de felsefi bir boyutu olduğunu düşünüyorum ve makaleme konu olan Aslı Erdoğan’ın “Kabuk Adam” romanını incelerken, Kristeva’nın kitabının yanı sıra, Şima İmşir’in “Bir Özgürlük İhtimali Olarak Abjeksiyon. Sırça Fanus ve Kabuk Adam’da Kimlik Sorunu” makalesinden […]

ŞAL

Gülseren AKDAŞ* Yazar 60-65 yaşlarında, bembeyaz saçını siyah bir toka ile arkadan tutturmuş. Kırışmış yüzünde hiç tebessüm eksik olmayan Gülfem Hanım, elinde bastonu ile evin içinde dolanan yaşlı bir kadın. Her ne kadar yaşlılığı kabul etmese de. Şimdi  artık eskisi kadar duymadığından huysuz aksi biri olmaya başladı, Onu tanıyanlar özünün çok iyi olduğunu, en çokta […]

HÜMA YAĞMURLARI…

İbrahim Terzioğlu* Zaman ve Mekan ötesidir. Zümrüt rengi Kafdağı. Her hayalin ete kemiğe büründüğü, Umutların tükenmediği, Masal ülkesinin Hüma Kuşudur Orada  yürekler… Rengarenk telekleri,          Herkesin rengini götürür                  Yeni umutlara…       Habercisidir darda, yolda kalanın.                   Zümrüt yeşili bu diyarda                  Sağanak sağanak                 Hüma yağmurları yağar.    Yeşertir, Kurumuş  vicdanları.              Coşturur, Susturulmuş çığlıkları.               Yıkar, yumar           Tüm sembolleri. Altından pırıl pırıl […]

KENDİNİ ÖZGÜR BIRAK

Suna Baykam Blog. İnsanlara ihtiyaç duymadan yaşamayı öğrenmek lazım. Her zaman başınızın üstünüzden geçen bulut gibi ve gökyüzünde süzülen kuşlar gibi sizi takip etmeleri hoşunuza gider miydi? Düşünün ki aynı dili konuşuyorsunuz, aynı evde yaşıyorsunuz, aynı yemeği yiyorsunuz ve aynı telefonda karşılıklı haberleşiyorsunuz. Bu bir yerde başka yaşanacak zamanların kapalı kapısı değil mi? Deriz ya […]