NESLİ ÖZALP TUNCER İLE FİLM PROJELERİ HAKKINDA KONUŞTUK

Suna Baykam: Sosyete Arta hoş geldiniz. Sanata bakış açınızı anlatırsanız sevinirim.

Nesli Özalp Tuncer: Merhaba, hoş buldum. Kendimi, hayallerimi, düşlerimi, fikirlerimi anlatım yöntemi olarak görüyorum sanatı. Kimi zaman yazı ile, kimi zaman resimle, kimi zaman da film yapımının imkanları ile bu dışa vurumu gerçekleştiriyorum.

Suna Baykam: Çok yönlü becerilerinizi nasıl kontrol ediyorsunuz? 🙂

Nesli Özalp Tuncer: Kontrol etmekten ziyade o anki ruh halim kendi dışavurum yöntemin kendisi belirliyor, ben ona ayak uyduruyorum. Belki de onlar beni kontrol ediyor demek daha doğru olur bu noktada 🙂

Bazen yazı en iyi yöntem oluyor başa çıkmak için, yaratmak için; bazen de resim oluyor bu. Bazen de bir senaryoya, bir temaya dönüşerek kısa film olarak görünür hale geliyor.

Suna Baykam: Hayallerinizin gerçekleştiğine sahit olma duygunuz nasıl?

Nesli Özalp Tuncer: Beğeni, gurur, utanç, kendini eleştiri duyguları arasında değişimli 🙂

Suna Baykam: Değişim e anlayış nasıl olmalı pandemide sanat bakışında?

Nesli Özalp Tuncer: Zor şartlar, sınırlandırmalar her zaman kendi alternatiflerini, yaratıcı yöntemleri doğurur. Bu pandemi sürecinde de dijitalleşme ile yalnız ama kalabalık olmayı, karantinada üretmeyi, paylaşım için farklı yöntemler geliştirmeyi deneyimledik. Yaşanan mecburi değişim ile yeni bir bakış açısı kazandık diye düşünüyorum.

Suna Baykam: Yeni projeler oluştu mu bu süreçte?

Nesli Özalp Tuncer: Var olan bir belgesel film projemiz “Mahallede Gaco Var!” için post prodüksiyon sürecine başladık. Karantina günlerini verimli değerlendirmek istedik. Kurmaca kısa metraj bir senaryo üzerinde çalışmaya başladım. Şu anda geliştirme aşamasında. Umarım ki belgeselimizi tamamladıktan sonra uzun zamandır yapımına girişmediğim kurmacaya da iyi bir dönüş yaparım.

Bireysel projelerim haricinde Bornova Belediyesi Film Ofisi ve İzmir Film Ofisi için hazırladığım sinema ve fotoğraf üzerine atölyeler, online etkinlikler oluyor. Bunlara da sosyal medya hesaplarımızdan ulaşmanız, takip etmeniz mümkün oluyor.

Yine bu süreçte “Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali”, “Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali” ve “Uluslararası Uşak Kısa Film Festivali”nde jüri üyeği yaptım. Dünyanın farklı ülkelerinden ve Türkiye’den birçok film izleme imkanım oldu.

Suna Baykam: Nesli Özalp Tuncer neden sanatı tercih etti? Yeteneğini keşfeden birisi mi oldu yoksa içinden gelen sese mi kulak verdi?


Nesli Özalp Tuncer: Duygusal ve içe kapanık bir yapım var. Bu nedenle kendimi ifade etmek konusunda bir araca ihtiyaç duyuyorum. Bu araç da kimi zaman hikaye, kimi zaman bir film projesi, kimi zaman da kamera ve kurgu programı oluyor. Bu süreç aldığım sinema eğitimi ile kağıt ve kalemden, kamera-senaryo ve kurguya evrildi diyebilirim. Planlı bir seçimden ziyade ruhumun ihtiyacına göre kendi yolunu buldu.

Suna Baykam: Sinema alanında bugünlerde neler yapıyorsunuz ve bundan sonra yeni projelerle nerelerde göreceğiz sizi?


Nesli Özalp Tuncer: Eşim Yunus Tuncer ile birlikte 2013 yılından beri üzerinde çalıştığımız “Mahallede Gaco Var!” belgeselimizin post prodüksiyonu ile ilgileniyorum. Kurgucu arkadaşımız ile görüntüler ve hikaye üzerinde çalışıyoruz. Geçtiğimiz ay ailemle ilgili yeni bir belgeselin çekimlerine başladım, bir yandan ona vakit ayırmaya çalışıyorum. Bireysel projelerimin yanı sıra 7 yıldır çalıştığım Bornova Belediyesi Film Ofisi’nde yapım desteği verdiğimiz kısa filmlerin çekimleri devam ediyor. Kısa film gösterimleri düzenliyor, yaz dönemi için çocuklar ve gençlerle bir arada olacağım stop-motion ve belgesel film yapım atölyelerini planlıyorum.

Suna Baykam: Eğitim alırken kavuşmak istediğiniz hayalleriniz nelerdi?


Nesli Özalp Tuncer: Eğitim alırken öğrenci değişim programı ile yurtdışında sinema eğitimi almak hayallerim arasındaydı. Ne yazık ki mümkün olmadı. Eğitim için gittiğim ülkede kendime uygun bir staj ayarlamak ve sonrasında iş hayatıma orada başlamak istiyordum. Demek ki çok istememişim ki bu hayalimin peşinden koşmamışım. Genel itibari ile tesadüfleri, açılan ve kapanan kapıları, denk gelmeleri daha çok seviyorum.

Bir cevap yazın