“ Kuralları bir profesyonel gibi öğrenin, böylece onları bir sanatçı gibi yıkabilirsiniz.”

Suna Baykam: Sosyete Art’a hoş geldiniz. Sanat görüşünüzden başlayalım.

İzzet Temel: Teşekkür ederim hoş buldum.

İzzet Temel: Sanatın moda olan boyutu ile değil, hissetmiş olduğu zengin geçmiş kültürel değerlerini günümüzdeki çağdaş değerle ile yapacağım malzemenin (Bronz, mermer, ahşap gibi) imkânlar ile birleştirerek, deneysel ve analitik bir çerçeveden yorumlamak. Çağdaş bir bakış açı ile bakmak oluşturmak.

Suna Baykam: Deneyimlerinize dayanarak bizlere geçmişte kalmadan geleceğe nasıl bir kültürle bağlanmamız gerektiğini anlatır mısınız? Heykel kadar güçlü durmak için…

İzzet Temel: Heykel gibi durması için öncelikle, heykel plastiğini Analitik bir bakış açısıyla ışık, gölgenin iç ve dış bükey hareketlerinin,  boşluk ile bir bütünlük oluşturan espri taşıması. Bu eylemler bütünlüğü, çağdaş esere dönüştürürken, oluşan inşacı anlayışla bir nevi ters dönmüş piramit etkisi gibi çağdaş yapıya dönüştürmektir. Burada çağın teknik- teknolojik imkânları en büyük yardımcı kaynaklardır.

Suna Baykam: Piramit yapmanın zorluğu ağırlığından değil hep beraber bir bütün olmaktan geçer. Bizler de Sosyete Art ile sanat piramidi yapıyoruz. Sanatçıya destek olmak için neler yapmalıyız?

İzzet Temel: Öncelikli olarak kişisel düşüncem öze, öz değerlere inmek. Anadolu gibi bir kültür coğrafyasında yaşamak en büyük şans.! Anadolu kültür coğrafyasını n ne kadar farkındayız! Geçici popüler Turizm turları gibi kısa süreli yaklaşılmamalı. İşlenmeyi bekleyen zengin kültürel değerler ile iç içe olunmalı. Sanatı, sanatçıyı belli başlı büyük şehirlere, galerilere, sanat eğitimi veren kurumlara hapsetmemeli. Sanatı, sanatçıyı zengin Anadolu topraklarından alacağı enerjiyle eserlerini üretmeli, Ruh vermesini önünü açmalı…

Suna Baykam: Heykeli yapmak değil de yaptırmak kavramına geçersek, nasıl bir öğreti ile öğrencilerinize yaklaşıyorsunuz? Çağdaş gençlerin gelecekten beklentileri neler? Kendilerini nerelerde görmek istiyorlar ve bunun için fazlasıyla çalışarak sanatta nasıl bir gelecek buluyorlar? Sosyete Art’ta öğrencilerinizin vizyonunu konuşalım ve sanata devam diyelim…

İzzet Temel: Heykel insanlık tarihiyle eş zamanlıdır. Heykel eğitimi alacak bir öğrencime; heykel nedir? Sorusunu sormadan önce atölye dışına çıkarıyorum. Farkına varmadığı, nefes alıp verdiği havanın, ışığından, sıcaklığından faydalandığı güneşle tekrar tanışmasını sağlayıp, fark ettirmek istiyorum. Bu durumla heykelin mekân da ışık ve gölge ile bir kitle düzenleme sanatı olduğunu ifade ediyorum. Aslın da en büyük sanatçının doğa olduğunu, sanatçının bir nevi doğanın hırsızı olduğunu. Atölyeye girdikleri zaman, ışık ve gölgeyi nasıl kullanmaları gerektiğini, kil ile nasıl bir biçim dili oluşturmaları gerektiğini gösteriyorum.

Çağdaş düşünceye sahip gençlerin beklentileri, bugünkü yaşam koşulları ile karamsarlık çok hakim!. Amaç ve hedef oluşturmak için sohbet yapmaya karşıların da her zaman enerjik ve keyifli, mutlu gözüküyorum. Beden diliyle öğrencinin enerjisini, konsantrasyonlarını yüksek tutmak istiyorum. Her daimi verdiğim örnek; Atatürk oluyor. Kurtuluş savaşını yaparken şartların, bugün den çok daha zor olduğunu, yokluktan nasıl bir ulus yaratığını örnek olaylar ile anlatıyorum. Sanatın, sanat yolunun dikenli, engellerden oluşan zor bir yol olduğunu, çok mücadele etmelerinin gerektiğini ifade ediyorum. Felsefenin ve sanat felsefesinin, estetik, güzellikle kaygılarını hep taşıyacaklarını ne kadar gerekli olduğunun farkına varmalarını sağlayacağını.

Sanatçıların yaşamlarını anlatan film, kitap vb. yayınları izleyip okumalarını ve empati kurmalarını faydalı olacağını.

Ekonomik kaygılara takıldıkları zaman sanattan uzaklaşacaklarını üretemeyeceklerini.

Beğendikleri ilgi duydukları büyük sanatçıları her yönüyle incelemelerini, sosyal yaşamı ve yaşadıkları günün tanıkları olduklarını, tanık oldukları olayları, kendi dünya ve düşüncesiyle biçimlendirmelerini. Çalıştıkça, gözlem yaptıça, tartıştıkça kendi özgün biçim dillerine ulaşacaklarını, yaptıkça haz duyup keyif alacaklarını, hedeflerinin hep büyük olmasını ifade ediyorum.

Suna Baykam: Bir kum tanesine bakmak var bir de ondan kaleler yapmak var. Primitif bir düşünce nasıl şekillenir? İlla modern olacak değil ya her şey. Tam özgür bilgi dünyada kimde ve nerelerde?

İzzet Temel: Tarihsel süreç içerisin de primitif düşüncenin şekillenmesi, coğrafya ve iklim koşullarıyla oluşmaya başlıyor. İnsanoğlun da primitif düşüncenin temeli “ korku” ve “ merak” .

İnsan bilmediği şeyden korkar aynı zaman da merakta eder. Bu kavramlar, coğrafi ve iklimsel olaylarla birleşince ortaya İnançı (Dini)ve Üretimin ( sanatı) çıkmasını sağlamıştır. El-eller ve parmaklar ile birlikte Tutmak durumu oluşuyor. Bu durum da düşünen bir varlık olan insanın başparmağı önem kazanıyor. Tutma yetisi düşünme yetisiyle birleşince, alet yapma beceri oluşuyor. Bu durum üretimin ilk basamağıdır. Bu sayede gerekli araç-gereçleri yapmaya başlıyor. Bu araç gereçleri yaparken tamamen kendi duygu ve düşüncelerine göre yapıyor.

Günümüzün sanatçısı, sanat anlayışı da, geçmişin primitif düşüncesi gibi kendi özgün duygu düşüncesine göre eserlerini yapıyor. Sanat eğitimi aldığım kurumda ki Söbütay ÖZER hocam şöyle ifadede bulunmuştu, ”Öğrendiğiniz her şeyi unutun, kendi özgün düşüncenizi oluşturun kendiniz olun, yoksa kopya yapan birer kişi olursunuz. “ Ruh elle birlikte çalışmadığı yerde sanat olmaz” demiştir Leonardo da Vinci. Çağdaş sanatçılara bakarsak aslın da özüne dönme arayışı içindeler. Ne kadar teknik teknolojik olarak ileri gitsek de ilkel düşünceyi içimizden atamayız. Sanatçıyı diğer insanlardan ayıran nokta, herkes bakar ama sanatçı bakar, fark eder inceler ve dikkat ederek görmeye başlar. Picasso şu sözü ile tamamlamak istiyorum, “ Kuralları bir profesyonel gibi öğrenin, böylece onları bir sanatçı gibi yıkabilirsiniz.”

Suna Baykam: İzzet Bey, Isparta’ya selamlar. Bir daha ki görüşmemize kadar size sağlıklı ve neşeli günler dilerim. Teşekkürler katkınızdan dolayı.

Bir cevap yazın