KORKUNUN RESSAMI DENİZ SERKAN ÖZCAN

Suna Baykam: Sosyete Art’a hoş geldiniz. Kendinizi çağdaş sanatçılar arasında nerede görüyorsunuz? Eğitiminiz sırasında hedefiniz ne idi? Sizi sanata başlatan dünya oluşumları nelerdi?

Deniz Serkan Özcan: Hoş buldum. Kendimi çağdaş sanatçılar arasında, yolun henüz başında ve başarılı olmaya çalışan genç bir sanatçı olarak görüyorum. Elimden geldiğince sergilere yarışmalara katılmaya, üretmeye çalışıyorum. Daha güzel yerlere geleceğimden eminim.

Lisans eğitimim sırasında, mezun olup öğretmen olarak devam etme düşüncem vardı, fakat yüksek lisansa başlayınca fikrim tamamen değişti. 2019 yılından sonra daha etkin oldum sanatta. Hedefim, Türkiye’de adı bilinen başarılı bir ressam olarak anılmak.

Suna Baykam: Merak etmeyin; korkuyu bu sene hepimiz dünya olarak yaşadık. Sizin en korku dolu anlarınız hayatta ne idi? Bizi kendi korkularınızla korkutabilecek misiniz?

Deniz Serkan Özcan: Umarım yakın zamanda atlatırız bu günleri 🙂

Geriye baktığımda, yaşadığım bir travma veya kötü zamanlarım olmadı. 2015-2016 yılında görmüş olduğum rüyalardan etkilendim daha çok. Benimle birlikte çevremdeki insanların da aynı tarzda rüyalar görmesi etkiledi beni. Ben de bunu sanatıma yansıttım. Korkularımla korkutmak değil de dışa vurarak rahatlamak istedim fakat sanatımdan çok benim ruh halimin bozuk olduğunu düşünüp korkanlar oldu 🙂

Suna Baykam: Sanatınızda Doğu’nun mistik düşüncelerini görecek miyiz?

Deniz Serkan Özcan: Hayır, belli bir kalıba göre değil de o an ne hissediyorsam onu yansıtmaya çalışıyorum daha çok. Korkulu dönemlerim geçti fakat esintileri devam ediyor. Bunu da son zamanlarda daha çok kırmızı ve siyah tonlarını kullanarak betimlemeye çalışıyorum. Siyah ve kırmızı benim rengim diyebilirim.

Suna Baykam: Sanatınızın gelecek yıllarında nasıl bir toplum felsefesine hazırlanıyorsunuz? Neler konuşacak kimlerle çalışacaksınız?

Deniz Serkan Özcan: Ötekileştirme üzerine çeşitli enstalasyon çalışmalarım oldu. Buna devam etmek istiyorum. Siyahilere yapılan ırkçılık, kadına karşı olan ötekileştirme konularını birçok kez ele aldım ve bu çalışmalarının devamı gelecek. Enstalasyon çalışmalarıma başladığımda örnek aldığım sanatçı ise Ahmet Güneştekin olmuştu. Ölümsüzlük Odası adlı enstalasyonu hakkında kendisiyle ufak bir röportajım olmuştu. Bunun makalesini yazmıştım. Şu an için çalıştığım bir konu ve kimse yok fakat ötekileştirme konusu üzerine çalışmalarıma devam etmek istiyorum. Çalışmak için de sanatçılardan gelen tekliflere açığım.

Suna Baykam: Birçok karma sergilere katıldınız. En çok hoşunuza giden duygular ve gösterilen ilgiden sonraki düşünceleriniz nelerdir?

Deniz Serkan Özcan: Arkadaş ve akraba çevrem çok destek oldu, bu benim hoşuma gitti tabii ki. Destek aldıkça daha çok çabaladım, fakat aile desteği daha başka. Onlar benimle gurur duydukça daha çok üretesim, daha çok çabalayasım geliyor. Şu ana kadar da olumsuz herhangi bir tepkiye rastlamadım. Umarım böyle devam eder.

Suna Baykam: Spontan mı başlıyorsunuz resim yapmaya mesela korkulu rüyanızdan sonra neler sizi etkileyebilir?

Deniz Serkan Özcan: Aynen genelde spontan oldu çoğu çalışmam. Hatta eskiz atmadan direkt başladığım çalışmalar oldu. O an ne hissediyorsam onu aktarmaya çalıştım daha çok.

Korkulu rüyalarımdan sonra daha çok ötekileştirme üstünde yoğunlaştım uzun bir süre. Bu konu beni etkiledi, ben de çalışmalarımla insanları etkilemek istiyorum. Ötekileştirmeye maruz kalmış insanların sesi olmaya çalışıyorum elimden geldiğince.

Suna Baykam: İlham kaynağınız sanırım vicdan ve merhamet mertebelerinde de bir ruh bulmuş. Kendinizde bu güveni nasıl buluyorsunuz? Soyut bir korku algısından hislerle yolculuğa ve en son insanların sesi olacak kadar yardımsever ve iyi niyetli bir ressama… Dışavurumculuk akımında karşınıza gelen konularla ilgileniyorsunuz. Çağdaş sanat bu mu olmalı? Daha az hayal etmek daha çok üretmek; gerçekse tabii…

Deniz Serkan Özcan: Bu konularda çalışınca kendimi huzurlu hissediyorum, bu] bana özgüven veriyor.

Çağdaş sanatta dışa vurulan fenomen, fikir çok önemli. Manifestosu güçlü her işin değeri yüksek olur. Hayal gücü, sanatçının olmazsa olmazı. Ne kadar çok hayal edersek o kadar var oluruz.

Suna Baykam: Peki yaşatamadığınız hayalleri unutur musunuz?

Deniz Serkan Özcan: Genelde unutkan biriyim 🙂 sürekli ileriye dönük olduğum için yeni hayaller peşinde oluyorum daha çok.

Suna Baykam: Üretken ve aktif hayatınızda bizlerle paylaşmak istediğiniz görüş ve düşünceler nedir? Uzun bir eğitim hayatından sonra hayatta yalnız olmadığınızı anlamışsınız. Hiçbir hayal karşılıksız kalmaz, mutlaka çoğalır ve gerçekleşir günü gelince. Deniz Serkan Özcan bizlere hangi konularda ümit veriyor? Korkularımızla yüzleşmek mi veya hayallerin peşinden koşmak mı?

Deniz Serkan Özcan: Çalışmak emek vermek, bir yerlere gelebilmek için, sesini duyurmak için çok önemli bir unsur. Var olmak için sürekli üretmek gerekiyor. Ben kimsenin çabasının karşılıksız kalmayacağı düşüncesindeyim. Her zaman söylediğim bir söz var. Korkunun seni yenmesine izin verme, ama yine de korkuyu görmezden gelme.

Suna Baykam: Sosyete Art olarak sizi aramızda görmekten mutlu olduk. Diğer sanatçı arkadaşlarınıza da bu deneyiminizden bahsederseniz sevinir ve kendilerini de aramızda görmek isteriz. Pandemi olmasaydı karma serginizde bulunurduk. Genç sanatçılara her zaman desteğiz. Beraber sesimizi duyuruyoruz. Yeni oluşumlarda beraber olmak dileğiyle. Bizleri habersiz bırakmayın. Katkılarınızdan dolayı teşekkürler…

Deniz Serkan Özcan: İlginiz ve desteğiniz için ben teşekkür ederim 🙏 sağlıklı günler dilerim. Sevgilerle.

Bir cevap yazın