JR Büyük Piramidin Sırları

Her şeye iyi tarafından bakmak lazım. Pandeminin, özellikle performans sanatçılarına ve sektördeki sanat emekçilerine büyük zararı olduğu, kapalı kalan sinema, tiyatro, galeri ve müzelerin maddi kayıplar yaşadığı, sanat severlerin aylarca ruha iyi gelen aktivitelerden uzak kaldığı doğru. Tüm bu olumsuz etkilere rağmen pandeminin sanata erişilebilirlik açısından faydaları da oldu. Değişen dünya düzenine ayak uydurmak isteyen sanatçılar, onları temsil eden galeriler ve sanat dünyasında önemli yere sahip müzeler, eserleri takipçilere ulaştırmak için yeni fikirler ürettiler. Çevrimiçi sergiler açtılar, fiziki sergilerin kapsamlı görüntülerini, videolarını, sanatçılarla ve küratörlerle yapılan söyleşileri, sergilerle ilgili geniş çerçeveli bilgi metinlerini internet üzerinden paylaşmaya başladılar. Bu akımın kalıcı olacağına ve bundan sonra yapılacak çoğu sanatsal etkinliğin sonradan erişilebilecek görsellerinden oluşan büyük bir arşive sahip olacağımıza inanıyorum. Bu yazıda sizinle 2019´un Mart ayında gerçekleştirilen, üzerinden zaman geçmesine rağmen evinizden detaylarına ulaşabileceğiniz bir sanat etkinliğini paylaşmak istiyorum.

Fotoğraf ve video sanatçısı JR, Louvre Müzesi piramidinin* açılışının otuzuncu yılı kapsamında, müze tarafından açık kartla davet edilmişti. Piramidin bulunduğu meydanı, gönüllü katılımcıların yardımıyla bir hafta sonu boyunca çalışarak, görsel bir sanat eserine dönüştürmüştü. Eser zaman içinde insanların ve hava şartlarının etkisiyle yokoldu.

Çok ses getiren sergiyle ilgili görsellere JR’ı temsil eden Galeri Perrotin’in internet sitesinden ulaşabilirsiniz:   https://viewingsalon.perrotin.com/fr/view/138/jr-at-the-louvre

Tek yapmanız gereken linke tıkladıktan sonra, soyadınızı mail adresinizi ve posta kodunuzu paylaşmak (Fransa’dan bir posta kodu girmek için: 75001). Etkinliğin detaylarına JR’ın kendi web sitesinden de erişebilirsiniz : http://www.jr-art.net/news/4

Kendini “şehirli aktivist” olarak tanımlayan JR, farklı kentlerdeki açık alanlarda, özellikle de sembolik değeri yüksek merkezlerde dev boyutlu fotoğraf baskılarıyla yerleştirmeler yapıyor. Seçilen alanda bir duvarı veya bir bölgeyi, sıradan poster kağıdına basılmış fotoğraflarla kaplıyor ve bu yolla mekanın görünümünü değiştiriyor. Evet, JR fotoğraf medyumuyla çalışıyor ve kendini fotoğrafçı olarak tanımlıyor ama yaptığı işlerle sanatın birçok dalına dokunuyor. Kullandığı açıkhava mekanları ve çoğu şehirde izinsiz çalışması akla görsel sokak sanatlarını (street art, graffiti vb.) getiriyor. Büyük çaplı projeler gerçekleştirdiği için çok sayıda gönüllü katılımcıya çağrı yapıyor. Bu yanıyla hem katılımcı sanat hem de etkinlik (happening) sanatı diyebileceğimiz sanat dallarına göz kırpıyor. Sanatçı, yapım süresince izlenebildiğinden, kendi işini üretim aşamasında (work in progress) olarak adlandırıyor. Ayrıca kullanılan malzemenin doğası gereği, yapılan çalışmanın, gerek hava şartları gerek insanların tahribatı sebebiyle zamanla yok olması, yani eserin süreksizliği dolayısıyla geçici sanat olarak değerlendirmek de mümkün. Son olarak yapılan çalışma, mekana bağlı ve mekan için oluşturulduğu, mekanda gerçekleştirildiği ve mekanda sergilendiği için in situ olarak da görülebilir.

JR 2015 yılında Türkiye’de İstanbul’un Balat semtinde bir dizi iş gerçekleştirmişti. Bu projede, şehirde yaşayan insanların imajlarını, yaşadıkları şehrin duvarlarında sergileyerek toplumun ekonomik ve tarihsel travmalarına ayna tutan sosyokültürel bir hatırlatma yapmıştı.

Yazının konusu olan Louvre işinde ise, sanatçı JR, optik bir yanılgı yaratma fikrinden yola çıkıyor. Sanatta görsel bir yanılgı yaratımı, espasın (alanın) dönüştürülmesi ve perspektif kullanılarak izleyicinin kandırılması yoluyla mümkün olur. Bu konuda çalışan en önemli sanatçılardan biri olan George Rousse, mekana boyayla müdahale ederek, sadece belirli bir açıdan yanılsama yaratan formlar oluşturur. Daha sonra geçici eserlerinin fotoğraflarını çekerek onları arşivler. Yani fotoğraf bu şekilde kullanıldığında bir fiksatif görevi görür. JR da aynı yoldan gidiyor: Etkinlik temposunda gerçekleşen ve sadece belirli sayıda izleyiciyle belirli bir süre karşılaşabilen eseri fotoğraf ve videolar aracılığıyla kalıcı hale getiriyor.

JR’ın dünyasındaki piramit dev bir kraterin içinden yükseliyor. İmajın yarattığı göz yanılsaması bize gerçek piramidi sanki yerin altından çıkan çok daha büyük bir piramidin tepe noktası gibi göstermesi. Bu görüntü sadece belli bir açıdan bakıldığında göze doğru görünüyor. Normal baktığınızda şekli bozuk görünen ancak belli bir açıdan bakıldığında gerçekçi hale gelen ve anamorfoz olarak adlandırılan perspektif oyunu sanat tarihinde ilk kez ressam Holbein le Jeune’ün Elçiler (Les Ambassadeurs) tablosunda karşımıza çıkar. JR’ın eseri de yakından bakıldığında anlaşılmasa da belli bir noktadan ve yüksekten izlendiğinde muazzam bir manzara oluşuyor.

Yaratılan yeni manzarada yer yer Asya mimarisi tarihi yapılar göze çarpıyor ve bize JR’ın, sanatçı olarak kabul ettiği, Piramidin mimarı Ming Pei’ye selam gönderdiğini hissettiriyor. Eseri gerçekleştirmek için JR’ın internet üzerinden yaptığı çağrıya yüzlerce insan yanıt veriyor. Seçilen 400 gönüllü, 2000 adet 10 metrelik dev posteri önceden karar verilen şekilde ve çizilen plana uygun olarak göre belli bir düzende meydana yapıştırıyor. Çalışma alanı adeta dev bir yapboza dönüşüyor. Gönüllüler arasında her meslekten her yaştan insan var. Hiyerarşinin kalmadığı, amacın aynı olduğu bir düzende toplulukların nasıl bir pozitif enerji yakalayabildiklerine şahit oluyoruz. İşin sürprizli yanı ise kimsenin, işin sonu gelip esere uzaktan bakana kadar ne yaptığına dair bir fikri olmaması. Bu aşamalar JR tarafından belgeleniyor ve canlı olarak meydanda kurulan dev ekrana yansıtılıyor. Tüm serüveni yukarıda paylaştığım bağlantıya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Sanatçı JR ve Louvre müzesi direktörü Jean-Luc Martinez serginin mesajı konusunda hemfikir. Piramit, Louvre Müzesi’nin sembolize ettiği derin tarih ile modern çağ arasında bir bağ kuruyor ve gerçekleştirilen bu çalışma, Louvre’a gelip duvara asılmış bir tablo görmeye akışık, bu beklenti içindeki sanatseveri şaşırtıyor. İş duvarda asılı değil, yerde sergileniyor. Eser, özel sanat malzemeleriyle değil herkesin erişebileceği basit bir malzeme olan kağıda baskı ve yapıştırma tekniğiyle yapılıyor. Tahribattan korunması için izleyiciyle eser arasına kordon çekilerek mesafe koyulacağına, tüm iş, görseliyle ve malzemesiyle tamamen izleyicinin emrine sunuluyor. İnsanlar eserin üzerinde yürüyebiliyor, işin içindeyken fotoğraf çekebiliyor, hatta işten bir parça koparıp evine götürebiliyor. JR, bu aşamada kendi yarattığı sinerjiyi ve insan davranışlarını uzaktan izliyor. Eser parçalandıkça, üzerinde yürüyenlere veya koparanlara kızanlar, fotoğraf çekerek eğlenenler, meydanın bu halini beğenmediği için eseri sökenler, meydanı süpürenler, eserin bir parçasını hatıra olarak çerçeveletmek üzere yanına alıp götürenler var. Bu sırada sanatın amacı da gerçekleşmeye başlıyor. İnsanlar tartışıyor, herkes farklı bir yorum yapıyor, işin güzel olup olmadığı, sanat olup olmadığı hatta sanatçının kim olduğu sorgulanıyor. “Sanat nedir?”, “Sanat bu işin neresindedir?” soruları havada uçuşurken JR bir kenarda izleyenleri gözlemleyerek amacına varmış olmanın gururuyla keyifleniyor.

  • Piramit, Louvre Müzesi’ndeki eski kraliyet sarayı alanındaki Napoleon meydanına, mimar Ming Pei tarafından inşa edildi. Cumhurbaşkanı François Mitterrand tarafından 30 Mart 1989 yılında açılışı gerçekleştirilen yapı, bir büyük ve bir küçük piramite ek olarak büyük piramidin altında yer alan bir de ters piramitten oluşuyor. Metal ve camdan oluşan dev piramit, şekli itibarıyla eskiye, malzemesi itibarıyla yeniliğe atıfta bulunuyor. Şeffaf oluşu sayesinde hem bulunduğu alandaki mimariyle çelişerek alana modernizm, yenilik ve hafiflik getiriyor hem de Louvre Müzesi’nin ana giriş holüne gün ışığı sağlıyor.

Bir cevap yazın