ESCHERMANIA

Yazan: Seylan Kandak

Avrupa ülkeleri de, Türkiye gibi yavaş yavaş normal hayata dönmeye çabalıyor. Yaza girerken İngiltere, İspanya ve Fransa’da restoranlar, tarihi binalar, ören yerleri, müze ve galeriler aşama aşama açıldı. Hayatımızı anlamlandıran sosyal ve sanatsal aktivitelerin önemini mahrum kaldığımız dönemde daha iyi anladık. Maskeli de olsa, aylar sonra bir sergiye fiziken gidebilmiş olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

29 Nisan’da Barcelona Denizcilik Müzesi’nde (Museu Maritim de Barcelona) açılan, dahi sanatçı Maurits Cornelis Escher sergisini gezme şansı buldum. 200’ü aşkın orijinal eserden oluşan yaygı, şu ana kadar sanatçıyla ilgili yapılmış en kapsamlı retrospektif sergilerden biri. Eserlerin birçoğu özel koleksiyonlardan ödünç alınmış, bu bakımdan sergiyi gezmek ve nadiren gösterilen eserleri inceleyebilmek bir ayrıcalık. Ziyaret parkuru, M.C. Escher’in erken dönem işlerinden başlayarak kronolojik bir sırayla bizi sanatçının hayatındaki farklı dönemlerde dolaştırıyor: yeni akım dönemi, İtalya gravürleri, geçişli mozaikler, metamorfozlar, yansımalar, mekan yapıları, geometrik paradokslar ve Eschermania.

Hollanda’nın Leeuzarden şehrinde doğan Escher, sanat eğitimine Haarlem Mimarlık ve Dekoratif Sanatlar Okulu’nda başlar. Kısa süre sonra kendini tamamen grafik sanatlar üzerinde geliştirmek istediğini keşfeder ve okulu bırakır. İleriki yıllarda kendi yolunu çizmesine yardımcı olacak hocası, S. Jessurun de Mesquita, bu parlak öğrenciye, grafik sanatı ve tahta gravür tekniklerini öğretiyor. Sergi sanatçının, 1900’lerin akımı olarak bilinen Yeni Sanat akımı (Art Nouveau) etkisindeki eserlerinden bir seçkiyle başlıyor. Yeni Sanat, 19. yüzyıl sonlarında Avrupa’da öne çıkmış, özellikle doğadan ilham alan bitkisel motiflerin kullanıldığı ve daha çok dekoratif süslemede kullanılan kıvrımlı desenlerin öncelendiği bir sanat hareketi. Bu dönemde Escher’in eserlerinde bolca çiçek ve böcek desenlerine rastlasak da sonraki yıllarda kendini iyice gösterecek olan geometri ilgisi daha ilk çalışmalarından itibaren hem çizgilerinde hem de motiflerinde karşımıza çıkıyor.

Sergi, Escher’in mükemmel bir ustalıkla baskısını aldığı İtalya peyzajları serisiyle devam ediyor. İtalya dönemi, sanatçının hayatında çok önemli bir yere sahip. Öğrencilik sonrası, sanatçı, 11 yıl yaşadığı ve eşiyle tanıştığı İtalya’da çok sayıda esere imza atar. 1922’de Siena’da yazdığı bir kartta, İtalya’da gördüğü yeniliklerin kalbinden taştığını ve buradaki hayatı için minnet duygusu hissettiğini yazan Escher, ileri dönem gerçekleştirdiği işlerinde de arka planda zaman zaman İtalya manzaralarını ve motiflerini kullanır.

Sanatçının İtalya’da gerçekleştirdiği eserler, öncelikli olarak tahta gravürler ve taş baskılardan oluşuyor. Tahta gravür tekniğinde, aletle tahtanın kazınması prensibi geçerli iken, litografi adı verilen taş baskı tekniğinde, kireç taşı üzerine yağlı kurşun kalem veya yağlı mürekkep ile bir desen oluşturulur. Ana ilke su ve yağın birbiriyle karışmamasıdır. Desen çizildikten sonra taş suyla ıslatılır. Yağlı çizgiler suyu tutmaz ama baskı için sürülen mürekkebi tutar. Desen olmayan ıslak kısımlarda ise mürekkep tutunamaz. Kağıt, taş plakanın üzerine yatırılır ve baskı yapılır. Bu sayede oldukça net bir baskı ortaya çıkar.

Escher’in gravür baskılarını genellikle 39 kopya sayısıyla sınırlı tuttuğunu görmek mümkün. Bu da kariyerinin başından beri sanatçının hızla tanınırlık kazandığını, işlerini İtalya’daki kapalı ve elit sanat çevresinde bile sahiplendirebildiğini gösteriyor. Gravürlerin yanında sanatçının kitap illüstrasyonları; pul, para, halı, desenleri ve logo tasarımları da göze çarpıyor. 

Gravürlere yakından baktığımızda inanılmaz bir detay zenginliği görüyoruz, öyle ki gravür olduğunu bilmeden gezen bir izleyici baskıları, kağıt üzerine kara kalem zannedebilir.  Erken dönem diyebileceğimiz İtalyan peyzajlarında bile Escher’in perspektif sorunsalına, kendine özgü yaklaşımı göze çarpıyor. Göze yansıyan imaja yakın, silindirik bir perspektif kullanıyor. Doğanın girintileri ve çıkıntıları sanatçının elinde yavaş yavaş geometrik şekillere evriliyor.

Escher’in sanat hayatını etkileyen ikinci önemli seyahat, Güney İspanya yolculuğu. Sanatçı burada El Hamra Sarayı’nda ve Cordoba Camii’nde keşfettiği Arap sanatından ve özellikle çift yönlü geometrik desenlerden çok etkileniyor. Bu etkileşimden hareketle Escher metodik mozaik desenler üzerinde çalışıyor. Temel ilke, tekrar eden motiflerin arasında kalan boşluklarda da aynı motiflerin oluşması. Escher bu tekniği bir adım daha ileri taşıyarak zaman zaman desende ve boşluklarda farklı motifler de oluşturuyor. Bu bölümde Escher’in imzası haline gelen, geçişli mozaik desenleri görüyoruz.

Escher, metamorfoz çalışmalarında geçişli mozaikleri, geometriyi ve perspektif oyunlarını birleştirerek yeni bir dünya yaratıyor. Bu dünyada soyut boşluklar gerçek şekillere dönüşüyor. Kimi zaman da boşlukların boyutlarıyla oynayarak, motifleri aşama aşama değiştiriyor. Escher’in elinde arılar balıklara, balıklar kuşlara, kuşlar yapraklara, yapraklar küplere, küpler evlere, evler karelere dönüşüyor.

Gözümüz ve beynimiz tek bir görüntüye odaklanmaya programlı. Rubin’in vazosu gibi örneklerde bir imajdan diğerine hızla geçiş yapabilsek bile aynı anda iki görüntüye odaklanamayacağımızı test edebiliriz. Bu test Danimarkalı psikolog Edgar tarafından iki boyutlu bir çizimle ortaya koyulmuş bir deneydir. Görüntüye baktığımızda ya vazo ya da profilden yüzleri görürüz. Escher de bu bağlamda göz ve beyin algımızla oyunlar oynuyor. Dehası grafiği ve matematiği, daha geniş çerçevedeyse sanatı ve bilimi bir araya getirmesinden kaynaklanıyor. Sanatçı, boşluk ve doluluk kavramları üzerinde çalışıyor. Ona göre, her boşluğun bir anlamı ve değeri var. Çizilen her şekil, resimsel bir olgu ve aynı zamanda bir boşluk. Her boşluk da yine şekli olan bir olgu.

Sergide Escher’in yansımalara ve yansıtan yüzeylere olan ilgisi de öne çıkarılmış. Yansıların yarattığı tekrarlar, sonsuza kadar boyut değiştirerek devam eden görüntüler, sanatçının algılarımızla oynamasına ve mekansal yapılar oluşturmasına olanak veriyor.

Sanatçı, yarattığı mekanlarda tek bir boyutta kalmak yerine fraktal geometrik şekillerle daha karmaşık boyutlar oluşturuyor. Fraktal şekiller matematiksel objeler ama doğada örnekleri var. Piramit karnabahar, salyangoz kabuğu, tavuskuşunun kuyruk tüyleri gibi örnekleri çoğaltmak mümkün.

Ne var ki, Escher’in yarattığı sanal dünyadaki mekan geçişleri bizim perspektif kuramlarımıza ve yerçekimi kanunlarımıza uymuyor. Sanatçının önerdiği mekanlarda insanlar tüm yönlere doğru merdivenleri sadece çıkarak ilerleyebiliyor, yer çekimine kapılmadan bir alandan diğerine rahatlıkla geçebiliyorlar. Sanki aynı anda hem aynı hem de farklı mekandalar. Bu mekanları yaratabilmek için Escher beynimizin bildiğini gözümüze dayatması ilkesinden faydalanıyor. Bize zaman zaman perspektif açısından yanlış ve bölünmüş bir imaj sunsa da beynimizin eksiklikleri tamamlayarak ufak tefek terslikleri bize hissettirmeyeceğini biliyor.

Serginin son bölümünün Eschermania olarak adlandırılmasına şaşırmamak gerek! Ne de olsa yaşarken büyük saygınlık kazanmış sanatçıya, bugün de ilgi devam ediyor. Richard Hassel ve Henk Zyninger gibi günümüz sanatçılarından bazıları, Escher’in izinden giderek kendi yollarını bulmuşlar. 60’lı yılların en önemli rock gruplarından Pink Floyd albüm kapağı için Escher’in bir çalışmasını kullanmış, yine rock müzik dünyasından Red Hot Chili Peppers, Otherside şarkısının videoklibinde Escher’den esinlenmiş. Sinema tarihinin başyapıtlarından komedi filmlerine birçok sahnede Escher’in yarattığı çok boyutlu mekanlar kullanılmış. Sergide George Lucas’ın prodüktörlüğünü yaptığı 86 yapımı Labirent, Christopher Nolan’ın yönettiği Başlangıç (Inception), Cristobal Vila’nın yönetmenliğini yaptığı Inspirations (https://vimeo.com/36296951) gibi filmlerden kesitler gösteriliyor. Moda ve reklam dünyası da Eschermania’dan nasibini almış. Escher’in desenleri Chanel, Alexander McQueen, Jil Sander, Cacharel gibi önemli moda koleksiyonlarında kendine yer bulmuş. Dünyaca ünlü İskandinav mobilya devi IKEA’dan bankacılığın küresel ismi HSBC’ye, Landlakers tereyağından Audi otomobil reklamlarına kadar her yerde, her görselde Escher’in izi var!

Bir cevap yazın