ERHAN ALTUNAY YAZILARIYLA SOSYETE ART’TA !

İnsan hatıraları ile yaşayan bir varlıktır. Hiç ummadığınız bir anda aklınıza bir şey düşer, irkilirsiniz ve o düşünce sizi geçmişe götürür.

İşte hatıralar böyledir. Etimolojik olarak da “hatıra” sözcüğünün kökeninde “bir anda irkilmek, başını kaldırmak” vardır ama bu irkilme akla gelen bir düşünce ile ilgilidir. Bu da “hatır”dır. İşte o hatır sizi bir daha gelmeyecek bir dünyaya götürür.

Hatıraların dünyası da bu an’ların “muhafaza” edildiği bir âlemdir. Bu da hafızadır.

İşte, insanların hafızası gibi şehirlerin de hafızası vardır. Bütün yaşanmışlıklar bu hafızada “muhafaza” olur ve aşikâr olacakları an’ı beklerler.

Biz “medeniyet” dediğimizde aslında “medine” yani şehir içinde yaşamayı ifade etmiş oluruz. Medeniyet sözcüğü medine sözcüğünden gelirken, Batı dillerindeki civilisation sözcüğü de yine şehir kökünden gelmektedir.

İnsan toprağı ile yaşayan bir varlık olduğu için şehir içinde yaşamak çok önemlidir.

Bir şehri yaşamak aynı zamanda o şehrin geçmişini, bugününü ve geleceğini de birlikte yaşamaktır; şehri yaşayan bir organizma olarak anlamaktır.

Şehri yaşayan bir organizma olarak görmek aynı zamanda onunla karşılıklı bir iletişim de kurmak demektir; bu iletişim de şehrin tarihini, doğasını ve kültürünü bilmektir.

Şehrin tarihini ve doğasını kitaplardan, anlatılardan ve dilden dile gelen anılardan öğrenmek mümkün olsa da kültürünü öğrenmek ancak yaşayarak olur.

Sosyete Art içindeki yazılarımızda konu şehir olacak… Hangi şehir olduğu çok önemli olmasa da şehir küfrünü, şehir ruhunu satırlara dökmeye çalışacağım.

Bu şehir sıklıkla İstanbul olsa da bazen Paris, bazen Jakarta bazen de bir Afrik şehri olarak sizin karşınıza çıkacak. Coğrafyalar farklı olsa da şehrin kendi yaşamını göreceğiz.

Şehri her şeyi ile bir bütün olarak alacağız.

Eğer İstanbul’u bir bütün olarak ele alıyorsak bu şehir için tarihi, doğası olduğu kadar insanları ve burada iz bırakanları önemli olacak. Bir saray bestekârı bir gün konumuz olurken, İstanbul’da biz iz bırakarak göçen Chick Corea da bir başka gün konumuz olacak. Sanat olaylarına bakarken İstanbul’un geçmişini ve önemli isimlerini unutmayacağız.

Paris’in sokaklarında dolaşırken, Ortaçağ manastırlarını düşlerken bir anda bir pagan heykelini anımsayacağız. Afrika’da renkli minibüslere binerken sokak kitapçılarına da uğrayacağız.

SosyeteArt’taki bir şehir macerasına sizleri de bekliyoruz… 

Bir cevap yazın