ERDEM TUNALI İLE YİNE YENİ YENİDEN

1. ‘’First Time I Saw You’’ kimin için yazıldı?

Erdem Tunalı: Aslına bakarsanız ben genelde sözleri sonradan yazarım. Önce müziği, kompozisyonu yazarım daha sonra sözleri yazarım. Sorunuza tam cevap vermem gerekirse bu şarkıyı eşim Özge Tunalı’ya yazdim.

2. Yaz aylarında çok dinlenecek bir parça olmuş. Başarınız her yerden duyulsun. Bu tür günlerde en çok ne dilersiniz kendiniz, sevenleriniz ve dünya için?

Erdem Tunalı: Teşekkürler. Ben de tam bir  yaz parçası olduğunu düşünüyorum. Bugünlerde pek tabi korona virüsünün bir  an önce bitmesini, eskiden olduğu gibi,  insan gibi sosyalleşebilmeyi, yasaklardan kurtulup özgürce yaşayabilmeyi diliyorum.

3. Aklınıza gelen yeni notalarda size esin kaynağı olan ve parçayı hazırlarken şarkının tamamını düşündüren ilhamı nereden buluyorsunuz? 

Erdem Tunalı: Genelde her zaman söylediğim gibi ben her zaman doğadan ve yaşadıklarımdan beslenirim. Günlük hayatta ne yaşıyorsam,  ruhsal olarak nasıl zenginleşiyor ve fakirleşiyorsam, bütün bunlar müziğimi etkiliyor. Bazen uzun zaman sonra gördüğüm eski bir dost, bazen rastlantısal bir karşılaşma, bazen okuduğum bir kitap, bazen gördüğüm bir rüya, bazen izlediğim bir film, bazen bir tanıdığımı kaybetmek… Kısacası duygularıma, ruhuma dokunan her ne varsa, müziğime ilham oluyor. 

4. İçimizi üzen ve bir yumruk gibi gelen üzücü duygu halleri müzik ile onarılıyor. Çok fazla seçenek var dinleyiciler için. Siz müzik gibi evrensel bir işle uğraşırken içinizde başka biri olma düşüncesi hiç geçti mi?

Erdem Tunalı: Himm. Aslına bakarsanız paralel evrende ne yaptığımı hep düşünürüm. Oradaki Erdem filozof bir psikiyatrist bence. Öte yandan müzik yapmasaydım kesinlikle yönetmenlik yapardım. Sinema benim için müzikten sonra gelen en büyük tutku diyebilirim. O yüzden film müziği yapmayı çok seviyorum. 

5. Yeni bir parça başka bir parçayı çağrıştırmalı mı bazen?

Erdem Tunalı: Çağrıştırmamalı, Her yeni şarki başlı başına essiz ve orijinal olmalı. Aksi takdirde bir kopya olur ve hiçbir değeri kalmaz. Düşünsenize Dali’nin bir resmi Picasso’nun bir resmini çağrıştırsaydı neler olurdu? Ya da Mozart’ ın bir eseri Bach’ı çağrıştırsaydı. Çağrıştırmak demek biz sanatçılar için kopyalamak, çalmak demektir. Bunu ancak acizler yapar. 

6. Prodüksiyon aşaması nasıl geçti , hangi müzik aletlerini kullandınız?

Erdem Tunalı: Prodüksiyon aşaması oldukça uzun ve zor geçti diyebilirim. Şarkıyı tamamlamam 6 ay sürdü.  Sürekli silip bastan yazdım şarkıyı. Kompozisyonu sürekli değiştirdim. Elimde çok güzel bir şarkı olduğunu, doğmakta olan çok güzel bir eser olduğunu biliyordum fakat bir türlü tamamlanmıyordu. Bazı şarkılar 6 günde biter bazıları ise 6 ayda. Bu şarkı 6 ayda bitti. Beni en çok zorlayan şey vokalleri yazmak oldu. Nakaratı  evde eşim Özge’ye söyletmiştim ve o nakaratı bulmuş olmak isin yüzde ellisini tamamlamaktı benim için. Fakat verse’leri yazmak çok zordu. 3-4 farklı vokalist ile çalıştı verse kısımları için. Hiç biri tam olarak duymak istediğim şeyi vermiyordu. En son Yıldız Teknik Üniversitesi şan bölümünde okuyan 23 yaşındaki Ekin Özbey ile stüdyoya girdik. Diğerlerinde olmayan bir ton vardı Ekin’in sesinde. Direk fark ettim sesinin özel bir ses olduğunu. 4 ya da 5 kere stüdyoya girdik Ekinle. Önce melodiyi arayıp bulduk. Ekinle çalışmaya başladıktan sonra melodiyi bulmam- karar vermem- 3 hafta sürdü. Daha sonra vokal partisyonlarını tekrar yazdım şarkının. Sonra sözler geldi. En son ise lead synthesizer tonuyla ve bas synthesizer’in tonuyla çok uğraştım. Tam şarkıyı bitirdim dedim mixe girmek üzereydim fakat uykusuz ve sarhoş olduğum bir gece bütün introyu tekrar değiştirdim ve mixe öyle girdim.  İyi ki de öyle yapmışım. 

7. Son Sosyete Art röportajından bugüne kadar neler yaşadınız yeni çalışmalarınızın hazırlıkları adına?

Erdem Tunalı: Son röportajımız Şubat ayındaydı sanırım. Üzerinden 5 ay geçmiş. 5 ayda pek çok yeni şarkı besteledim. Sırası gelince hepsini yayınlayacağım. Evde karantinada olduğumuz için sadece evden yapılabilecek şeylerle ilgilendim. Okudum, izledim, araştırdım, düşündüm ve ürettim.  

8. Canlı performans için heyecanınız hala devam ediyor mu? Sevenlerinizle buluşmak için sabırsızlanıyor musunuz?

Erdem Tunalı: Canlı performanslar için heyecanım hala ilk kez sahneye çıkarmış gibi devam ediyor. Her seferinde çok heyecanlanıyor  yaptığım işi ve seyirciyi çok ciddiye alıyorum.  Nerdeyse 2 yıl oldu sahneye çıkmayalı.  Benim gibi sabırsız biri için ilk konseri nasıl iple çektiğimi anlatmamam. Son konserim dünyanın en prestijli elektronik müzik festivallerinden biri olan Sonar Festivalde ana sahnede çalmak olmuştu. Muazzam bir deneyim müthiş bir duyguydu. Fakat ertesinde eve kapanmak beni oldukça üzdü diyebilirim.

9. Dünya çapında nerelere ulaşmak istiyorsunuz? Bazen istenileni vermek bazen de değişik bir parça çıkarmak olabiliyor. Dünya müziği en fazla hangisine değer veriyor sizce? Yeni insanlara mı yeni parçalara mı?

Erdem Tunalı: Dünya çapında İngiltere de çalmak isterim en çok. Eskiden dünyaca ünlü bir müzisyen olmak isterdim. Her yerde çalmak…Monality ile dünyanın bir çok yerinde çaldık. O arzularımı tatmin ettim biraz artık. Simdi sadece güzel , büyük festivallerde çalayım yeter. Müzik her şey gibi tüketim nesnesi oldu. Ben hızlı tüketilen bir şey yazmak istemiyorum , istemedim de hiç bir zaman. Kalıcı olmasını istiyorum yazdığım eserin. Bu yüzden yazdığım müzik trendler uzak . Derinlikli olması ve kalıcı olması için inanın çok çabalıyorum. Benim için sanat böyle bir şey çünkü. Gelip geçici şeylere kapılmayacak kadar da olgunlaştım artık. İstenileni vermek ancak bir tüccarın işi olabilir. Sanatçı sürekli yaratılmamış olana, orijinale doğru yolculuğunu ve arayışını sürdürmeli!

10. Bir müzik parçasının uzunluğu hikâyesi ile mi ölçülür? Duygu hala geçerli mi eserlerin yazılışında yoksa piyasa müziği denilen notalar mı seviliyor?

Erdem Tunalı: Bu soruya yukarıda cevap verdiğimi düşünüyorum. 

11. Aşkın hallerinden bahsedelim. Aşkın kalp ritimlerinin notaları ve tarzları yeni Dünyada hangileri?

Erdem Tunalı: Aşk için ne söylesek ondan uzaklaşırız. O yüzden bırakalım müzik ya da resim kısacası sanat kendisini ifade etsin. Sözler girince işin içine büyü bozuluyor. Bazı şarkılar vardır unutamadığınız, sizi yüreğinizden yakalar ve sizinle beraber yaşar. İşte o şarkılar askla yazılmıştır bence. Yoksa bu kadar ruhunuza dokunamazdı!

Bir cevap yazın