Eray Aktaş ile Radyodan Televizyona Yolculuk

Sosyete Art’a hoş geldiniz. Eray Aktaş sanat adına neler yapar? Profesyonel hayatınızdan bahseder misiniz?

Merhaba öncelikle bu özel röportajınız için teşekkür ederek başlamak istiyorum.  Medya sektörüne ilk olarak radyo ile başladım. Radyo programları yaparak dinleyenlere ulaştı duygularım, onların duygularına da çoğu zaman ortak olduk. Radyo da program sunarak başladığım bu uzun yolculukta beni birçok sürpriz bekliyordu ve hepsinden habersizdim.  Daha sonra radyo programlarımda şiirler okumaya başladım ve çok sevildi. Uzun yıllar boyunca Ankara,  İstanbul ve Antalya gibi şehirlerin radyolarında programlar yaptım. Geçen süreçte televizyon sektörüne adım attım. Ve artık radyoda yaptığımız şiir programını ekrana taşımıştık bazı sanatçı arkadaşlarımızın da desteği ile programlarımız güzel kitlelere ulaştı. Bir yıl gibi bir sürenin ardından şiir programımızı sonlandırdık. Yani bu uzun yolculukla çok güzel anılar kaldı hafızamda.

Daha sonra video alanında kendimi geliştirerek. Digital Sanat – Video Art dediğimiz sektöre başladım. Bu alanda kendi web sitemi ve stüdyomu açarak birçok kuruma hizmet vermeye başladık. Görsel yönetmenlik, Klip çekimleri, Televizon programlarının artık Kurgusu benim tarafımdan yapılıyordu. Video sanatı bambaşka bir heyecan katmıştı bana.

Şiir okumayı ve radyoyu hayatımdan hiç bir zaman çıkarmadım zaman zaman ara verdim. Bu aralar sonrası artık radyolarda iş bulamamaya başlayınca 2014 yılında kendi web radyomu kurdum, şimdi  fırsat bulduğum günlerde  şiir programları yapıyorum. Radyoya başladığım yıldan bu yana hala dinleyen eskimeyen dostlar biriktirmişim hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Kurgu ve montaj alanında bizlerle paylaşmak istediğiniz önemli konular nelerdir? Türkiye’de televizyonculuk ne kadar emek ister?

Kurgu alanında birçok işe imza attık. Benle çalışan herkes uzun süre çalışmak istedi, önce kendimize saygımızı sonra işimize olan sorumluluğumuzu hiç yitirmeden işimizi yaptığımızdan olsa gerek diye yorumluyorum bu kısmı. Türkiye’de televizyoncu olmak televizyonun bir alanında çalışmak gerçekten büyük eğitimler ve zekâ gerektiren işlerden birisi. Televizyonun kendi içinde birbirinden farklı meslekleri barındıran bir şey. Televizyon alanında çalışmak isteyenlerin ne yapmak istediği çok önemli. Editör mü olacaksın? Kameraman mı? Yoksa Ses Mühendisi mi? Ya da Sunucu mu Muhabir mi? Yönetmen mi? Yani kendi içinde birçok mesleği barındıran bu iş’te yeteneğine göre saydığım mesleklerden birini edinmek isteyen birinin kendini o alanda geliştirmesi çok önemli ama bu gelişimin okumaktan çok deneyimleyerek yapmasının büyük katkısı olacaktır. Televizyoncu olmak aslında saydığım işlerin hepsini bilmektir. En zor mesleklerden birisidir.  Yeri geldiğinde yönetmensindir, yeri geldiğinde kameraman, yeri geldiğinde muhabir. Bunu çalıştığım birçok kanalda deneyimledim.

Sunuculuk özgüven ve sıkı bir eğitim gerektirir. Hata kabul etmez. Halk Tv bünyesinde olmak nasıl bir takım çalışması gerektiriyor ve yayıncılık hayatınızda hedef nedir?

Ekran önünde olmak işin en zor kısmıdır aslında. Çünkü söylediğin her şey aslında tarihe bir not olarak geçebilir. O yüzden her kelimenin özenle ve dikkatle seçilmesi gerekir. Tabii sunucuların iyi bir diksiyonu ve etkileyici konuşma sanatı olmalıdır.

Halk TV’de çalışıyor olmak onur duyduğum işlerdendir. Burada anlatmak istediğim çok şey var ama kendi ayağıma sıkmak istemiyorum. ( Gülüyorum)

Halk TV’nin gerçekleri anlattığından olsa gerek yaklaşık 9 yıldır çalışıyorum. Televizyonda yapılan tüm işler ekip işidir. Ekipten birinin hatası bütün yayını zora sokabilir. O yüzden tüm ekibin birbiri ile uyum içinde olması en önemli noktalardandır.

İnsanlara ulaşmak ve haber yapmak adına sürdürdüğünüz yayın hayatınızda zorlandığınız günler veya olaylar nelerdi?

Gezi olayları buna verilecek en güzel örneklerdendir. O dönemler elimizde kamera ile olayları çekerken biber gazı yemekten artık rahat nefes alamaz hale gelmiştik.  Ama bir heyecan vardı. Haberin heyecanı vardır. Onu yayınlamanın heyecanı. Ama o dönemler çok zorlandık. Bir keresinde Kameraman Ali Morca çektiği görüntüleri kanala getirmek için motosikleti ile kaza yapmış ve parmağını kırmıştı. Bu meslek bazen canından bile önemlidir. Heyecanla ve Aşk’la yapılan bir iş.

Bir gün kanal bizi Ceylanpınar’a Suriye sınırına gönderdi. Orda yaşanan savaşı ekrana taşıyorduk. Kameraman bendim ve muhabir arkadaşımızla sınırda yaklaşık 15 gün kaldık. Suriye ile aramızda sadece bir tren yolu vardı. Çatışmaları izleyebiliyor çatışma sonrası kazanan tarafın evlerin teraslarına çıkıp ellerinle silahlarla halay çektiği görüntüler. Bir taraf ölüm diğer taraf sevinç nasıl bir dünyada yaşadığımızın en güzel örneğiydi benim için. Çatışmadan seken mermiler Ceylan Pınar’da bir kaç kişinin canını almıştı. Hepiniz okumuşsunuzdur haberlerini.

Sınırda bir okula gittik, gittiğimiz okulun camları seken mermiler yüzünden kırılmış ve hiç bir önlem alınmaması canımı çok sıkmıştı. İlkokul öğrencileri okulun bahçesine düşen mermilerin boş kovanlarını toplamış abi bak her gün bunlardan bir sürü geliyor buraya diye gösteriyordu. 

Sanat ve kültür deyince hangi alanlar sizi etkiliyor?

Tabii ki video sanat son zamanlarda trend mesleklerden biri haline geldi. Olmayan bir şeyi yeniden var etmek hem çok etkileyici hem de üretiyor olmanın büyük mutluluğu ve işin sonunda bitmiş halini görmek dünyanın en güzel duygusu.

Türkiye’de sanatçıların eserlerinin layıkıyla duyulması için ve gereken ilgiyi toplaması için neler yapılabilir?

Bence konuda hükümetin sanata ve sanatçıya büyük destekler vermesi gerekiyor. Ama ne yazık ki ülkemizde sanatçıların sigortası bile yok. Zor dönemler geçirdiğimiz Pandemi sürecinde sanatçılara hala bir destek verilmedi. Destek verilmediği gibi onların ekmek kapılarına kilit vurularak çalışmalarına mani olundu. Buna mani olunuyorsa o insanların geçinebilmeleri için yeterli desteği bulmaları gerekir. Desteği bulamayan sanatçı üretemez. Sanat olmazsa toplum olmaz.

Televizyondan izleyiciye seslenirken nelere dikkat ediyorsunuz?

Sosyal Ekran Halk TV’de yaklaşık olarak 1 yıl önce başlayan bir programdı. Yapımcısı ve Sunucusu olarak çok güzel emekler verdik ve 2 bölüm sonra emeklerimizin karşılığını izleyenlerimiz verdi. Reyting sıralamalarında kendi saatini birincilikte bitirerek en çok izlenen teknoloji programı oldu. Dikkatle ve özenle hazırladık. Televizyon, insana bir şeyler göstermekten ziyade insanların görmek istediğini, merak ettiği şeyleri göstermekten geçer. Bildiği şeyleri izlemek istemez izleyici. Genel olarak bizim programımızda tam da bu şekildeydi. İnsanların merak ettiği, hadi canım böyle Bir şey de var mıymış dediği bir programdı. Biz programa başladıktan sonra ulusal alanda yayın yapan diğer haber kanalları da teknoloji programlarına daha çok önem vermeye başladı. Şu an 33. bölümde noktaladık programı ilerde ne olur bilemiyorum.  Tekrar bu güzel sohbetiniz için teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.

Bir cevap yazın