ENTELLEKTÜEL YETERSİZLİK

BÜLENT ATEŞ

Sanat biçim, estetik ve yaratıcılık unsurlarını içeren insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Mağara duvarlarına çizilen resimlerden, danslara, müzikten ritüellere kadar birçok alanı kapsamaktadır. Toplumun ekonomik, sosyal ve bazen de içinde bulunduğu siyasal konumuna göre şekillenen sanat, bazen toplumsal yapıları şekillendiren bir lokomotif görevi de görmektedir.

-Rica etsek bize sanatçı ve sanat etkileşimlerinizden bahseder misiniz, daha sonra aralarındaki ilişkileri daha yaygın ve güçlü kılmak için neler yapmamız gerektiğini sormak istiyorum?

Bana göre sanatçının icra ettiği sanat son derece özgün olmalı. Gerek sanatçının ruh hali, gerek donanımı, entelektüel donanımı, ortaya koyduğu sanat eserini de yetkinleştirir ki bu benim en değer verdiğim yönüdür. Bir diğer soruya gelince; içinde bulunduğumuz dönemde en yaygın kitle iletişim araçlarını kullanarak iyi bir reklam ve çalışmayla daha toplumu haberdar etmek, daha fazla insana ulaşmak gerekmektedir.

-Ülkemizde okurdan çok yazar olduğu savı ne kadar doğrudur, çevrenizdeki sanatçılardan edindiğiniz genel izlenim -son günlerde nelerdir?

Biraz abartılı olsa da doğruluk payı var. Son zamanlarda artık nitelikli kitaplardan ziyade parası olan herkesin kolaylıkla kitap bastırabildiğini görüyoruz. Tabii, bu onları yazar yapmıyor fakat bir tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Bu kadar çok yayının olduğu yerde nitelikli eserler arada kayboluyor. Bu bahsettiğim genel okur için geçerli. Nitelikli kitap okurları zaten okuduğu kitabı seçiyor.

Bir de sosyal medyanın ikili yönü var, hem olumlu hem de olumsuz. Nitelikli eserleri de paylaşsa da daha çok niteliksiz diyebileceğimiz eserlerin pazarı gibi.

Şunu ifade edebilirim ki çevremdeki sanatçı, yazarlardan bir çoğu, kendilerinin de ifade ettiği gibi, kısır bir dönemden geçmekteler. Pandeminin insanlarda yarattığı psikolojik tahribat, yaratıcılıklarına da yansıyor haliyle. Bir de bu dönemde ortaya bir eser çıkartmak, onu insanlara ulaştırmak biraz sakıncalı.

-Suna Baykam’ın sorusu: Bir eserin duyulması mı önemlidir yoksa okunması mı dersek bence her ikisi de… Kitaplarla insanları daha hızlı, daha güncel ve etkili birleştirmek için neler yapmalıyız, sadece reklam değil sevdirmek için neler düşünüp konuşmalıyız ki her gün yeni bir sanat ortaya çıkıyor. Bu çok sevindirici. Size göre dünya sanata teslim olacak mı, gelecek sanatçıların olacak mı?

Son sorunuzu fazlaca iyimser bulmakla birlikte benim de dileğim odur. Bir diğer konuya gelecek olursak elbette okunması çok daha önemli. Zaten çok okunan bir kitap varsa insanlar arasında hemen yaygınlaşır fakat bunun yanında farklı reklam araçlarıyla yaygınlaşması elbette önemli.

Kitaplarla insanları buluşturma çabasına gelince: Bunun tohumlarının önce aile içinde ve okulda atılması gerekiyor. Aile kitap seçiminde çok dikkatli olmalı. Çocukla kitapları çok erken tanıştırmalı. Okulda ise öğretmenlerin çok titiz davranmaları gerekiyor, kitap seçiminde. Benim önem verdiğim alanlardan birisi de sosyal medyadan nitelikli kitap tanıtımları. Bu alandan insanlarda merak uyandırarak çok daha fazla kitaplara ulaşmalarını sağlamak…

-Deneyimlerimizden edindiğimiz kesin bilgiler ile edindiğimiz bir sorun var o da sanatçıların bir diğer sanatçının diyaloğuna katılmaması. Israr edip biraz da yüzsüzce “hadi siz de bir şeyler yazın” desek de; zaman, hastalık, yoğunluk gibi bahanelerle kaçınıyorlar. Sizce bu sorunun sebepleri ve çözümü nedir, sanatçı egosunu nasıl tanımlarsınız?

Gözlemlediğim temel sorun “sanatçı” dediğimiz insanların kendilerini geliştirememesi, entelektüel yetersizliği, dönemin beraberinde getirdiği problemlere, toplumsal ilişkilerin içinde bulunduğu sorunlara verecek bir cevabının olamaması.

Entelektüel yetersizlik beraberinde üretememeyi de getiriyor haliyle. Ve sizin de bahsettiğiniz “hastalıklı ego” ile beraberinde rekabeti ve çekememezliği de getiriyor. Fakat benim etrafımda az da olsa bir araya gelebilen, eserleri üzerine tartışan, birbirlerini daha da ileriye götürmek için eleştiren sanatçılar, yazarlar mevcut. Böylelikle daha sağlıklı kararlar alabiliyorlar.

-Okumama sorunumuzun yanında; okuduğunu anlamama, yanlış anlama, karşı tarafın açığını arama, düşmana taş atmak için taş toplama 🙂 gibi alışkanlıklarımız da var. Sizce düzenli, sistemli, bilinçli bir okurun özellikleri nelerdir, “iyi okur” nasıl olunur?

Birincisi ne okuduğu elbette önemli. Özgün yapıtlar seçilmeli. Bilinçli, disiplinli bir okur tek yönlü okuma yapmaz. Birçok disiplinden farklı okumalar yapmak gerek. Bu yapıtları da çok özenle seçmeli. Yazar kendi alanında yetkin mi? Yazar yeterince kaynak taranmış mı? Çevirmen deneyimli mi? Bunlar çok önemli. Bir de yayınevi önemli tabi. Yeni çıkan kitapları takip eden, danışan, bu alanda deneyimli insanları takip eden okur iyi okurdur.

-Suna Baykam’ın sorusu: Kitap çıktıktan sonra reklam yapmaya çekinen, ürkek davranan ve sadece dağıtım ve yayınevine güvenen yazarlar var. Bu tanıtımların ortak noktası ne olmalı?

Sadece dağıtım ve yayınevine güveniyorsa işi çok zor. Hep belirttiğim gibi mutlaka sosyal medyada paylaşımlarda bulunmalı. Sadece kendisi değil çevresindeki insanlar da bunu yapmalı. İkincisi çok takip edilen gazeteci, yazar, kişilere birer adet protokol gönderilmesi çok önemli. O kişilerden birisi kitabi övücü bir konuşma yaparsa bundan daha iyi bir reklam olmaz. Bir de kitabevlerini gezerek oradaki insanlarla tanışması da önemli. Kitabevinde belki iyi yerlerde sergilenmesini sağlayabilir…

-Katkılarınız için teşekkür eder saygılarımızı sunarız.

One Reply to “ENTELLEKTÜEL YETERSİZLİK”

  1. Erkan YAZARGAN says: Cevapla

    Yetersizlik başlığını attığınızda ciddiye alınması gereken durum tespitleri, karşılaştırmalar, deney sonuçları, anlık katılımın değeri ile ön hazırlıksız zihinde o an ne olup olmadığı ile katılımcının ne kadar farkında olduğu gibi pek çok önemli soruyu yanıtlayabiliyoruz. Yanıtların toplamı sonuca varmamıza ve hedefe ulaştıran yeni sorulara neden olur. Bütün bu işlemleri proğramlı, düzenli, kayıtlı yaptığınızda literatürüne oluşturup kültürel maya yaratırsınız. Daha sonra mayanın tutup tutmaması, işe yarayıp yaramamsı daha önemlisi faydalı olup olmaması ölçülür. Bütünün parçaları arasındaki uyum dengeyi, sinerjiyi, hareketi, canlılığı, kalıcılığı meydana getirir. Arşiv bölümüne geçen her parça araştırma inceleme konusudur. Yer, zaman, mekan, ortam, araç, kişi, kişiler, etki ve tepkiler çok büyük bir sistemin parçalarıdır. Sonuç itibariyle yapılan işin geçici olmadığı bilinci ve başarı dileklerimizle.

Bir cevap yazın