İrez’in Hatma

Hasan Pekmezci.* İrez Ana köyün en yaşlılarından, bütün köylülerin iyi bildiği tipik bir Anadolu kadını. Köyde eşinin adını, sanını, işini, gücünü bilenin pek olmadığı, bu nedenle sadece kendi adıyla, sanıyla  bilinen  ve tek başına yaşayan, yaşlı mı yaşlı bir ana. Bunun nedenlerini hep düşünmüşümdür ama bir sonuca da varamadan. Kendine yetkinliğinden, mücadeleciliğinden, dirayetli bir ana […]

KARINCA

Sultan Yavuz* Banyodaki yalnız karıncayı öldürdüm, ardından ağıt yazdım Karıncaları, yalnız dolaşırken görmeye alışık değilim; hele söz konusu olan, alışkın olduğum, küçük, sevimli ve genelde gündüzleri dolaşan karıncalardan farklıysa. Bu karınca, büyük ve sarıyla kırmızının karışımı. Belki de kızıl demek daha doğru olur. Yakından bakıldığında o kocaman ve tırtıklı kıskaçlarını görebilirsiniz. Evet, bahçede onun gibilerini […]

“YALANLAR”, BOŞLUKLAR VE BUZDAĞLARI

(DORİS DÖRRİE’NİN “YALANLAR” ÖYKÜSÜ ÜZERİNDEN BİR OKUMA) GAMZE GÜLLER “Yalanlar” Doris Dörrie’nin “Ne İstiyorsunuz Benden”* isimli öykü kitabında yer alan ve yazarın anlatma becerisini öne çıkaran öykülerden biri. Öykülerinin çoğunda yazarın sinemacılıktan gelmiş olmasının izleri görülebilir. Sahne kurma ve anlatma becerisi, görselliğin iyi tasvirleriyle canlı ve inandırıcıdır. Rosemarie Hüttner yeni işe başladığı okulda ilk fotoğrafçılık […]

“ŞAİR ŞİİRİNDEN DOĞAR”

Murat TUNCEL   Bana göre yazın türleri içinde en şanslı tür şiirdir. Belkide şiir üzerine söz söylemeyen de, söylenmedik söz de kalmamıştır. Çünkü çekim alanı çok cazip olan şiirin üreticisi şairler de, okuyanlar da, eleştirmen ve araştırmacılar da bu tür üzerine görüşlerini ya yazarak,  ya da söyleyerek dile getirmişlerdir.  Belki benim şu anda yazdıklarımın bir […]

İKİ KUM TANESİNİN AŞKI

Ayşe Baki (Tiza) * Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar. Birbirlerini yanlarında, canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler. Derken bir rüzgar çıkmış kum tanelerinden biri yerinde kalırken diğeri biraz uzağa savrulmuş. Çok uzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini. Sevgileri hiç azalmamış yine sevmeye devam etmişler. […]

Bir Sanat Formu Olarak: MODA

Duygu Şenol* Tasarımcılar ilhamlarını sanattan almaya başladıklarından bu yana moda sanatın bir formu haline dönüştü. Picasso’nun kübizmi, Kahlo’nun canlı renkleri, Mondrian’ın sadeliği giyilebilir bir sanat olarak modayı popülerizm ve süreklilik arasında ince bir çizgide konumlandırdı. Moda ve sanatın birlikteliği sanatı mı popülerleştirmiş modanın ayakları daha mı yere basmaya yoksa yüksek sanat öğeleri toplumun sanatla daha […]

İSTANBUL’UN NÜFUSU DÖRT AYDA NASIL YARIYA İNDİ?

Yücel Feyzioğlu* İmparator Justinian M.S. 527 yılında tahta oturunca zeki, güzel ve girişken karısı Theodora da kolları sıvadı, heyecanla Konstantinopol’u (İstanbul)u yeniden kurmaya giriştiler.  Yollar, tapınaklar, saraylar, tiyatrolar kuruldu. Geniş bahçeler açtırıp, geniş yollara heykeller diktirdiler. Bugün bile dünyanın en büyük tapınaklarından biri olan Ayasofya’yı beş yıl gibi çok kısa sürede onlar yaptırdı. İmparator, 27 […]

Hocam Hughette B. Eyüboğlu

Kevser Kartal  “Anadolunun Geleneksel Sanatlarının Başında; Yazma Sanatı ve Ahşap Baskı Sanatı Gelir.” Hocam Hughette Eyüboğlu ile yollarımızın kesişmesi İskilip’te Bedri Rahmi Eyüboğlu Kalıcı Müzesinin kuruluşu ve ardından Çatalkara  Kültür Sanat Evi ve Yazmalı Konak’ın açılmasına dayanır. Burada kendisinin öğrencisi olarak başlayan bağımız bugüne kadar kopmadan sürdü. Gerek akademik eğitimimi sürdürmemde gerekse kendi atölyemi kurmamda […]

TENCERE DİBİ SIYIRMAK

Hasan Pekmezci Kalabalık bir köy ailesi düşünün ve bu ailenin yemek için bir araya geldiği sofraları.Yemek için sofra örtüsü yere serilip, isli tencere bunun ortasına konduğunda herkesin kendine bir parça yer kapmaya çalıştığı bir beslenme çabası. Kimi zaman tahta kaşıklı, kimi zaman çorbayı bile yufka ile yemeye çalışan. Sofranın bir kenarına tutunup kocaman bir halka […]